2015-2025 YILLARI ARASINDA MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN RÛMÎ HAKKINDA YAPILAN LİSANSÜSTÜ ÇALIŞMALARDA GÖRÜLEN GÜNCEL EĞİLİMLER

MEVLÂNA VE MEVLEVÎLİK HARSİYATI-1 Kitabı

2015-2025 YILLARI ARASINDA MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN RÛMÎ HAKKINDA YAPILAN LİSANSÜSTÜ ÇALIŞMALARDA GÖRÜLEN GÜNCEL EĞİLİMLER

Bilal ELBİR

ÖZ

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, 13. yüzyılda yaşamış olmasına rağmen dü­şünceleriyle hem Doğu hem Batı dünyasında derin izler bırakmış, çağları aşan bir mutasavvıf ve düşünürdür. Onun eserleri, insanın içsel yolculuğu­nu, aşkı, nefs terbiyesini ve evrensel değerleri konu edinerek farklı kültür­lerde yankı bulmuştur. Mevlânâ’nın etkisi yalnızca tasavvuf alanıyla sınırlı kalmamış; edebiyat, felsefe, psikoloji, eğitim ve sanat gibi pek çok disiplin­de kendine yer bulmuştur.

Son yıllarda akademik literatürde Mevlânâ’ya yönelik çalışmalar, klasik tasavvuf yorumlarının ötesine geçerek çağdaş sosyal, kültürel ve felsefî bağlamlarda yeniden ele alınmaktadır. Bu çalışmalar, Mevlânâ’nın düşün­celerini yalnızca tarihsel bir figür olarak değil, aynı zamanda çağdaş birey ve toplum sorunlarına ışık tutan bir rehber olarak değerlendirmektedir. Özellikle bireysel gelişim, manevî eğitim, psikolojik danışmanlık ve değer­ler eğitimi gibi alanlarda Mevlânâ’nın eserleri kaynak olarak kullanılmak­tadır.

Son 10 yılda YÖK Ulusal Tez Merkezi’nde Mevlânâ Celâleddîn Rûmî üzerine yapılan lisansüstü tezlerde gözlemlenen akademik eğilimler, ol­dukça çeşitli temalar etrafında şekillenmiştir. Mevlânâ hakkında yapılan tezler özellikle Felsefe ve Din Bilimleri, İlahiyat, Edebiyat, Eğitim Bilimleri ve Sosyoloji alanlarında yoğunlaşmaktadır. Tezlerin büyük çoğunluğu yüksek lisans düzeyindedir; ancak doktora tezleri de azımsanmayacak düzeydedir. Tezlerin dili genellikle Türkçe olmakla birlikte, bazı tezlerde İngilizce özet ve içerik de yer almaktadır.

Bu tezlerde öne çıkan tematik başlıklar arasında tasavvuf ve manevî eği­tim, felsefî ve tarihsel yaklaşımlar, Mesnevî ve diğer eserlerin metin analiz­leri, Mevlevîlik ve kültürel miras, psikolojik ve sosyolojik yorumlar, mo­dern algı ve popüler kültürde Mevlânâ’nın temsili ile dinî çoğulculuk ve hoşgörü gibi konular yer almaktadır. Bu tezler, Mevlânâ’nın düşünce dün­yasını hem klasik hem de çağdaş bağlamda ele alan zengin bir akademik miras sunmaktadır. Aynı zamanda disiplinler arası çalışmalara da ilham vermektedir.

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’nin evrenselliği ve akademik literatürdeki güncel eğilimler, onun düşüncelerinin çağlar boyunca geçerliliğini korudu­ğunu ve farklı disiplinlerde yeniden üretildiğini göstermektedir. Çalışma­mızda YÖK Tez Merkezinden tarama yapılarak tespit edilen son 10 yılın tezlerinde görülen güncel eğilimler ortaya çıkarılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Mevlânâ, Lisansüstü tez, Mevlevîlik, Güncel eğilim, disiplinlerarasılık

 

The Current Trends Observed In Graduate Studies On Mevlânâ Celâleddîn Rûmî Between 2015 And 2025

Bilal ELBİR

Abstract

Although Mevlânâ Celâleddîn Rûmî lived in the 13th century, he has left profound marks on both the Eastern and Western worlds with his tho- ught, emerging as a mystic and philosopher whose influence transcends ages. His works, which focus on the inner journey of the human being, love, self-discipline, and universal values, have resonated across diverse cultures. The impact of Mevlânâ extends far beyond the sphere of Sufism; it has also found a place in literature, philosophy, psychology, education, and the arts.

In recent years, academic studies on Mevlânâ have gone beyond classi- cal interpretations of Sufism and have been reexamined within contempo- rary social, cultural, and philosophical contexts. These studies do not regard Mevlânâ merely as a historical figure but rather as a guide who sheds light on the problems of modern individuals and societies. In particular, his works are increasingly utilized as a source in fields such as personal deve- lopment, spiritual education, psychological counseling, and values educa- tion.

Over the last decade, graduate theses on Mevlânâ Celâleddîn Rûmî re- corded in the National Thesis Center of the Council of Higher Education (YÖK) have demonstrated diverse academic tendencies. These theses are concentrated primarily in the fields of Philosophy and Religious Studies, Theology, Literature, Educational Sciences, and Sociology. While the majo- rity of these works are at the master’s level, the number of doctoral disserta- tions is also noteworthy. Although Turkish is the predominant language of these theses, some also include summaries or content in English.

Thematically, the most prominent research topics include Sufism and spiritual education, philosophical and historical approaches, textual analy- ses of the Mathnawī and other works, Mevlevi order and cultural heritage, psychological and sociological interpretations, the perception and represen- tation of Rûmî in modernity and popular culture, as well as issues such as religious pluralism and tolerance. These theses together provide a rich aca- demic corpus that approaches Mevlânâ’s intellectual world both from classical and contemporary perspectives, while also inspiring interdisciplinary research.

The universality of Mevlânâ Celâleddîn Rûmî and the current academic trends concerning him demonstrate that his ideas have retained their vali- dity across centuries and continue to be reproduced in various disciplines. In this study, the current tendencies observed in the theses of the last ten years, identified through a survey of the YÖK Thesis Center, will be presen- ted.

Keywords: Mevlâna, Postgraduate thesis, Mevlevi order, Current trend, interdisciplinarity.

 

Giriş

Mevlânâ Celâleddîn-i Muhammed b. Bahâeddin Veled, 1207 yı­lında Horasan’ın Belh şehrinde dünyaya gelmiştir. Babası Bahâed- din Veled, dönemin önde gelen âlim ve sûfîlerinden biri olup “Sultânü’l-ulemâ” unvanıyla tanınmıştır. Moğol istilasının yarattığı siyasi ve toplumsal tehditler nedeniyle aile, 1212–1213 yıllarında Belh’ten ayrılarak uzun bir seyahate çıkmış; Nîşâbur, Bağdat, Mek­ke, Şam ve Malatya gibi şehirlerden geçerek nihayetinde 1228 yılın­da Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad’ın davetiyle Konya’ya yerleşmiştir (Öngören, 2004: 441-444).

Mevlânâ, babasının vefatından sonra onun yerine geçerek Kon­ya’da ilmî faaliyetlerde bulunmuş; klasik İslâmî ilimlerde derinleş­miş ve müderrislik yapmıştır. Ancak 1244 yılında Konya’ya gelen Şems-i Tebrîzî ile tanışması, onun düşünce dünyasında köklü bir dönüşüm yaratmıştır. Şems ile kurduğu derin dostluk ve mistik bağ, Mevlânâ’nın içsel dünyasını yeniden şekillendirmiş; bu süreçte şiir­sel ve tasavvufî üretkenliği artmıştır. Şems’in ortadan kaybolması­nın ardından Mevlânâ, bu ayrılığı ve aşkı şiire dönüştürerek Dîvân-ı Kebîr’i kaleme almıştır. Daha sonra Çelebi Hüsâmeddin’in teşvikiy­le Mesnevî’yi yazmaya başlamış ve bu eser, tasavvufî düşüncenin en önemli klasiklerinden biri hâline gelmiştir (Kılıç, 2005; Schimmel, 2001). Mevlânâ, 17 Aralık 1273 tarihinde Konya’da vefat etmiş ve vefat gününü “Şeb-i Arûs” (düğün gecesi) olarak tanımlamıştır. Mezarının bulunduğu Konya’daki Mevlânâ Dergâhı, günümüzde hem bir ziyaret hem de etkileşim mekânı olarak önemini korumaktadır.

Mevlânâ’nın fikrî etkisi, yaşadığı dönemin çok ötesine geçerek evrensel bir boyut kazanmıştır. Bu durumun en somut göstergele­rinden biri, 2007 yılında UNESCO tarafından Mevlânâ’nın doğu­munun 800. yılı vesilesiyle ilan edilen “Mevlânâ Yılı”dır. Bu ilan, onun barış, sevgi ve hoşgörü temelli düşünce sisteminin küresel ölçekte kabul gördüğünü ortaya koymaktadır (Yılmaz, 2012, 225­240).

Günümüzde hem Doğu hem de Batı dünyasında bir “Rûmî Fenomeni”nden söz edilmektedir. Özellikle Batı’da Mevlânâ’nın şiirle­ri, farklı çeviriler aracılığıyla geniş kitlelere ulaşmış; onun mistik dili, bireysel anlam arayışlarıyla örtüşen bir evrensellik kazanmıştır (Lewis, 2008, 242-243). Bu bağlamda Mevlânâ’nın eserleri, yalnızca edebî metinler olarak değil, aynı zamanda kültürlerarası bir diyalog zemini olarak da değerlendirilmektedir. Onun şiirleri, dinî ve mez- hebî sınırların ötesine geçerek, insanın varoluş amacını sorgulayan evrensel bir söylem sunmaktadır.

Mevlânâ’nın düşünce mirası, klasik İslam tasavvufunun temel ilkeleriyle uyumlu olmakla birlikte, çağdaş felsefe, psikoloji ve ede­biyat alanlarında da önemli bir ilham kaynağı olmuştur. Özellikle “aşk” merkezli yaklaşımı, bireyin kendini tanıması, içsel dönüşüm yaşaması ve evrensel hakikate ulaşması yönünde bir rehberlik su­nar. Bu aşk, yalnızca beşerî bir duygu değil, aynı zamanda varolu­şun özüne dair metafizik bir ilkedir. Mevlânâ’nın aşk anlayışı, insa­nın Tanrı ile kurduğu ilişkiyi, benliğin aşılması ve hakikatin idraki süreci olarak tanımlar (Schimmel, 2001, 326-344).

Bu çerçevede Mevlânâ’nın hayatı, eserleri ve fikirleri hem tarih­sel hem de felsefi düzlemde çok katmanlı bir incelemeyi gerekli kılmaktadır. Onun düşüncesi, yalnızca geçmişin bir ürünü değil, aynı zamanda günümüz insanının anlam arayışına ışık tutan dina­mik bir kaynak olarak değerlendirilmektedir.

Mevlânâ’nın Eserleri ve Etkisi

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin düşünce dünyasını ve tasavvufî yaklaşımını en iyi yansıtan eserlerin başında Mesnevî gelir. Di­daktik yönü ağır basan bu eser, kıssalar, alegoriler ve semboller aracılığıyla tasavvufî öğretileri aktaran bir başyapıt niteliğindedir. Altı ciltlik bu eser, yalnızca edebî değil, aynı zamanda ahlaki ve metafizik bir rehber olarak da değerlendirilmiştir. Nitekim, İslam dünyasında “Kur’an’ın manevî tefsiri” olarak nitelendirilmesi, onun dinî ve felsefî derinliğini ortaya koymaktadır (Schimmel, 2012, 7-57).

Divân-ı Kebîr, Mevlânâ’nın özellikle Şems-i Tebrîzî ile yaşadığı derin mistik tecrübenin ardından kaleme aldığı, aşk ve vecd temalı gazellerden oluşan bir külliyattır. Bu eser, divan edebiyatı üzerinde hem biçim hem de içerik açısından önemli etkiler bırakmıştır. Fîhi Mâ Fîh ise Mevlânâ’nın sohbetlerinden derlenmiş olup, onun dü­şüncelerini daha sade ve doğrudan bir dille aktaran bir metindir (Kılıç, 2007). Ayrıca Mecâlis-i Seb’a ve Mektûbât gibi eserleri de Mevlânâ’nın vaazlarını ve mektuplarını içermesi bakımından önem­lidir.

Bu eserler, yalnızca edebî metinler olarak değil; aynı zamanda ahlaki, didaktik ve tasavvufî birer rehber olarak değerlendirilmiş; böylece edebiyat, dinî ve felsefî düşünceyle birleşerek yeni bir an­lam katmanı kazanmıştır.

Mevlânâ’nın etkisi, özellikle mesnevi türü üzerinden klasik Türk edebiyatında derin izler bırakmıştır. XIV. yüzyıldan itibaren pek çok şair, Mesnevî’yi örnek almış; ona nazireler yazmış ya da şerhler kaleme almıştır. Bu şerhler hem medrese hem de tekke çevrelerinde okutulmuş, böylece Mevlânâ’nın düşünceleri geniş kitlelere ulaşma imkânı bulmuştur (Gölpınarlı, 1985).

Divan edebiyatında Mevlânâ’nın şiir anlayışı, özellikle aşkın ilahiliği ve sevgilinin Tanrı’nın tecellisi olarak algılanması gibi temalar üzerinden etkili olmuştur. Mevlevîlik tarikatı aracılığıyla musiki ile şiirin birleşmesi, edebiyata estetik ve mistik bir boyut kazandırmış­tır.

Mevlânâ’nın düşünceleri, tekke edebiyatı üzerinde de belirleyici bir etki yaratmıştır. Özellikle Yunus Emre’nin “aşk” merkezli şiirle­rinde Mevlânâ’nın izleri açıkça görülmektedir. Mevlevîlik, tasavvufî şiirin kurumsallaşmasına zemin hazırlamış; bu gelenek içerisinde pek çok şair eser vermiştir.

XVIII. yüzyılda Şeyh Galib’in kaleme aldığı Hüsn ü Aşk, Mevlevî geleneğin zirvesini temsil eden bir eser olarak kabul edilir. Alegorik yapısı ve aşkın metafizik boyutunu işlemesi bakımından, Mevlânâ’nın mesnevi anlayışının Osmanlı edebiyatındaki en güçlü yansımalarından biri olarak kabul edilir (Ocak, 2016, 117-156).

Modern Türk edebiyatında Mevlânâ, yalnızca bir tasavvuf bü­yüğü değil, aynı zamanda çağdaş düşünceyle buluşturulmuş bir felsefî figür olarak değerlendirilmiştir. Günümüzde ise Mevlânâ, edebiyatın yanı sıra psikoloji, sanat ve kültür alanlarında da evren­sel bir referans göstergesi olarak önemini sürdürmektedir.

Mevlânâ Hakkında Yapılan Çalışmalar

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî üzerine yapılan akademik çalışma­lar, onun hayatı, eserleri ve düşünce sistematiği etrafında şekillen­miş çok yönlü bir literatür ortaya koymaktadır. Bu çalışmalar, kate­gorik olarak (tarihsel kaynaklar, tasavvufî metinler, edebî analizler ve çağdaş yorumlar vb.) sınıflandırılarak da ele alınabilir.

Klasik kaynaklar arasında, Mevlânâ’nın hayatına dair en önemli bilgiler Eflâkî’nin “Menâkıbü’l-Ârifîn” adlı eserinde yer almakta; bu eser, Mevlânâ’nın çevresiyle olan ilişkilerini ve dönemin sosyal ya­pısını anlamada temel bir başvuru kaynağı olarak değerlendirilmek­tedir (Eflâkî, 1989). Ayrıca Sipehsâlâr Risalesi, Mevlânâ’nın yaşadığı döneme dair daha erken ve özgün bilgiler sunması bakımından önem taşımaktadır (Sipehsâlâr, 1977).

Mevlânâ’nın eserleri üzerine yapılan çalışmaların başında Mesnevî ve Dîvân-ı Kebîr gelmektedir. Gölpınarlı, (1984), bu eserleri hem tercüme etmiş hem de şerh ederek Mevlânâ’nın düşünce dün­yasını sistematik biçimde ortaya koymuştur. Osmanlı döneminde Mevlânâ hakkındaki en yoğun çalışmalar şerh (yorum) literatürün­de görülür. Mesnevî üzerine yapılan şerhler hem edebiyat hem de tasavvuf düşüncesi için temel kaynak olmuştur.

İsmail Ankaravî (ö. 1631): Mesnevî Şerhi ile tanınır. Bu şerh, yal­nızca Mevlânâ’nın beyitlerini açıklamakla kalmaz; aynı zamanda Osmanlı düşünce dünyasının bir özeti gibidir. Ankaravî, özellikle İbn Arabî’nin vahdet-i vücûd anlayışını Mevlânâ’nın beyitleriyle ilişkilendirmiştir (Güngör, 2021, 279-308).

Abdülmecid Sivasî (ö. 1639): Mesnevî’yi medrese çevresinde okutulabilir hâle getiren önemli bir şarih olarak bilinir.

Şem‘î (ö. 1590): Mesnevî üzerine ilk Türkçe şerhlerden birini ka­leme almış, böylece Mevlânâ’nın eserlerini daha geniş halk kitleleri­ne ulaştırmıştır.

Osmanlı’da Mesnevî ve Divân-ı Kebîr, hem Türkçeye hem de başka dillere tercüme edilmiştir. Bu çeviriler, Mevlânâ’nın düşünce­lerinin halk arasında yayılmasına katkı sağlamıştır. Tercümeler ge­nellikle manzum ve mensur olmak üzere iki türde yapılmıştır.

Modern Türkiye’de Mevlânâ araştırmalarının öncüsü Abdülbaki Gölpınarlı’dır. Onun: Mesnevî Tercümesi ve Şerhi, Mevlânâ Celâleddîn, (1985) adlı eserleri, bugün hâlâ temel başvuru kaynakla­rıdır.

Gölpınarlı’nın çalışmaları, Osmanlı şerh geleneğini modern filo­lojik yöntemlerle birleştirmiş ve Cumhuriyet döneminde Mevlânâ’nın yeniden keşfedilmesini sağlamıştır. Şefik Can (1997) Mesnevî’yi konularına göre tasnif ederek daha erişilebilir bir yorum sunmuştur. Bu çalışmalar, Mevlânâ’nın tasavvufî kavramları nasıl işlediğini ve sembolik anlatım biçimlerini nasıl kullandığını detaylı biçimde analiz etmektedir.

Cumhuriyet döneminde üniversitelerde yapılan tezler, Mevlânâ’nın edebî, felsefî ve tasavvufi yönlerini incelemiştir. Özellikle son yıllarda Mevlânâ, “sevgi ve hoşgörü anlayışı” ve “psikolojik yorum­lar” bağlamında incelenmektedir (Öztürk, 2015).

Çağdaş akademik literatürde ise Mevlânâ’nın düşüncesi, özellik­le aşk, insan-ı kâmil, vahdet ve hoşgörü kavramları etrafında ince­lenmektedir. Arpaguş, (2007) Mevlânâ’nın İslam düşüncesi içindeki yerini vurgularken; Balcı, (2024) Dîvân-ı Kebîr’deki poetik yapıyı çözümleyerek Mevlânâ’nın edebî yönünü ön plana çıkarmaktadır. Şimşekler, (2007) ise Batı dünyasında Mevlânâ’nın eserlerine yöne­lik ilk akademik ilgiyi ve bu ilginin kültürel etkilerini ele almakta­dır. Bu literatür, Mevlânâ’nın yalnızca tarihsel bir figür değil, aynı zamanda evrensel bir düşünür olarak konumlandırıldığını göster­mektedir. Onun eserleri hem klasik İslam tasavvufu hem de modern düşünce sistemleriyle ilişkilendirilerek disiplinlerarası bir perspek­tifle ele alınmaktadır.

Batı’da Mevlânâ Araştırmaları

Batı’da Mevlânâ’ya ilgi 19. yüzyılda başlamıştır. İngiliz şarkiyat­çılar, özellikle Mesnevî üzerine çalışmışlardır.

Reynold A. Nicholson (1868-1945): The Mathnawi of Jalaluddin Rumi (1925-1940) adlı sekiz ciltlik eseriyle Mevlânâ’yı Batı’ya tanıt­mıştır. Ayrıca Rumi: Poet and Mystic , adlı çalışması ile onun tasav- vufî yönünü incelemiştir. E. H. Whinfield, Masnavi: The Spiritual Couplets of Maulana Jalaluddin Rumi adlı İngilizce çeviriyle Mevlânâ’nın eserlerini Batılı okuyuculara ulaştırmıştır (Şimşekler, 2007, 182-185)

20. yüzyılda Alman şarkiyatçı Annemarie Schimmel, Mevlânâ üzerine yaptığı kapsamlı çalışmalarla tanınır. Onun The Triumphal Sun, (1980) adlı eseri, Mevlânâ’nın şiir anlayışını Batılı akademik dünyaya kazandırmıştır. Türkçeye çevrilen ben Rüzgârım Sen Ateş, (2012), Mevlânâ’nın hayatı ve eserleri üzerine en güvenilir kaynak­lardan biridir (Schimmel, 2012, 45-47).

ABD’de Coleman Barks, Mevlânâ’nın şiirlerini serbest bir dille yeniden yorumlamış ve “Rumi” ismiyle popüler kültüre taşımıştır. Barks’ın çevirileri akademik açıdan eleştirilse de Mevlânâ’nın Ba- tı’da bir “sevgi ve mistisizm şairi” olarak tanınmasını sağlamıştır (Vuraler, 2016, 28-37)

2015-2025 Yılları Arasında Yapılan Lisansüstü Çalışmaların Değerlendirilmesi

Bu çalışma, 2015-2025 yılları arasında Mevlânâ üzerine hazır­lanmış lisansüstü tezlerin – YÖK Tez Merkezinden elde edilen 92 tez üzerinden – akademik yönelimlerini, disiplinlerarası dağılımını, yıllık üretim dinamiklerini ve metodolojik eğilimlerini sistematik biçimde irdelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın başlıca amacı, Mevlâna çalışmalarındaki niceliksel dinamizmin (örneğin yüksek lisans tezlerinin sayısal ağırlığı) akademik derinlikle nasıl örtüştü- ğünü ve araştırma pratiklerinde hangi açıklıkların var olduğunu ortaya koymaktır. Buna dair temel veri seti, Mevlâna üzerine hazır­lanmış 92 lisansüstü tezden oluşmakta olup; bu veri setinde 79 yük­sek lisans ve 13 doktora çalışması yer almaktadır.

Bu makalenin hedefleri şu şekilde özetlenebilir: (1) Mevlâna üzerine yazılan lisansüstü tezlerin nicel ve disipliner profillerini ortaya koymak; (2) yıllara göre üretim dinamiklerini ve toplum- sal/kurumsal etkilerini değerlendirmek; (3) kullanılan metodolojile­rin kapsamını ve eksikliklerini tespit etmek; (4) alandaki boşluklar doğrultusunda öneriler geliştirmek. Bu hedefler doğrultusunda makale, veri setinin tanımlanmasıyla başlayacak; ardından nicel analiz sonuçları, disipliner çözümlemeler ve metodolojik değerlen­dirmeler sunulacak; son olarak bulgular ışığında öneriler tartışılarak sonuçlandırılacaktır.

Lisansüstü Tezlerin Akademik Düzeylere Göre Dağılımı

Mevlânâ üzerine hazırlanan toplam 92 lisansüstü tezin 79’u yük­sek lisans (%86), 13’ü doktora (%14) düzeyindedir. Bu rakamlar, Mevlânâ’nın akademik dünyada geniş bir ilgiye sahip olduğu, Mevlânâ çalışmalarında yoğunlaşmanın büyük oranda yüksek li­sans çalışmalarında var olduğunu göstermektedir.

Grafik 1- Lisansüstü Tezlerin Akademik Düzeylere Göre Dağılımı

Yüksek lisans düzeyindeki çalışmalar genellikle tematik odaklı olup, Mevlânâ’nın eserlerinden seçilmiş belirli konuları açıklamaya yönelik betimleyici analizler içermektedir. Örneğin, Mesnevî’deki aşk kavramı, ahlâkî öğretiler veya dil-üslup özellikleri bu tezlerde sıkça incelenen konular arasında yer almaktadır.

Buna karşılık doktora düzeyindeki çalışmaların sınırlı oluşu, önemli bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira doktora tezle­ri, akademik araştırma pratiğinde yalnızca bilgi aktarmaya değil, aynı zamanda yeni kavramsal çerçeveler geliştirmeye ve alanın metodolojik sınırlarını genişletmeye yöneliktir.

Yüksek lisans tezlerinin baskınlığı aynı zamanda Mevlânâ çalış­malarının akademik ilginin bir “başlangıç seviyesi” olarak görülme­siyle de ilişkilendirilebilir. Birçok araştırmacı, lisansüstü eğitimin ilk aşamasında Mevlânâ gibi güçlü bir kültürel ve edebî figür üzerin­den akademik tecrübelerini geliştirmekte; ancak doktora aşamasın­da daha farklı alanlara yönelmektedir. Bu durum, alanın uzun vade­li akademik derinleşmesini olumsuz etkilemektedir.

Ayrıca doktora tezlerinin sayısal azlığı, Mevlânâ çalışmalarının disiplinlerarası ve kuramsal açılımlarının sınırlı kalmasına yol aç­maktadır. Oysa doktora düzeyinde yapılacak araştırmalar, Mevlânâ’nın düşüncelerini çağdaş metodolojilerle –örneğin söylem analizi, hermeneutik, kültürel çalışmalar ya da psikoloji teorileriyle– yeniden okumaya imkân sağlayabilir. Bu tür yaklaşımlar, Mevlânâ’nın eserlerinin yalnızca tarihsel veya edebî değil, aynı za­manda güncel bilimsel tartışmalara da katkı sunabilecek çok kat­manlı yapısını ortaya koyacaktır.

Bu bağlamda akademik dünyada Mevlânâ’ya yönelik doktora tezlerinin artırılması yalnızca sayısal bir hedef değil, aynı zamanda metodolojik çeşitlilik ve entelektüel derinlik açısından bir gereklilik­tir. Aksi takdirde, Mevlânâ çalışmaları yüzeysel bir tekrar düzeyin­de kalma riskini taşımaktadır. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte, disiplinlerarası, karşılaştırmalı ve çağdaş teorik yaklaşımlara dayalı doktora tezlerinin teşvik edilmesi, alanın akademik niteliğini güç­lendirecektir.

Yıllara Göre Tez Dağılımı ve Toplumsal Bağlantılar

Mevlânâ üzerine hazırlanan tezlerin yıllara göre dağılımı, aka­demik üretimin yalnızca bireysel tercihlerden değil, aynı zamanda toplumsal, kültürel ve küresel gelişmelerden etkilendiğini açıkça göstermektedir. Verilere göre en yoğun dönem 2019 yılıdır ve bu yıl içerisinde 18 tez hazırlanmıştır. Bunu 2023 yılında hazırlanan 12 tez ile 2016 ve 2017 yıllarında hazırlanan 11’er tez takip etmektedir. Buna karşılık, en düşük üretim ise 2022 yılında yalnızca 3 tez ile kaydedilmiştir.

Grafik 2- Yıllara Göre Lisansüstü Tezlerin Dağılımı

2019 yılının öne çıkmasının ardında çeşitli etkenler bulunmakta­dır. Bu dönemde Mevlânâ’yla ilgili gerçekleştirilen etkinlikler, aka­demik toplantılar araştırmacıların ilgisinin Mevlânâ üzerine yoğun­laşmasına önemli katkı sağlamıştır. Akademik dünyada belirli figür­lerin araştırılmasının, sadece bireysel akademik motivasyonlarla değil, aynı zamanda ulusal kültür politikalarıyla da şekillendiği söylenebilir.

Buna karşılık, 2020 sonrası dönemde yaşanan COVID-19 pan- demisi, yükseköğretim kurumlarındaki araştırma süreçlerini doğ­rudan etkilemiş, özellikle saha araştırmaları ve kütüphane erişimleri konusunda ciddi kısıtlamalar ortaya çıkmıştır. Bu durum, 2022 yı­lındaki düşük tez sayısıyla somutlaşmaktadır. Akademik üretimin küresel krizlerden nasıl etkilendiği, Mevlânâ üzerine yapılan çalış­maların yıllık dağılımında açıkça izlenebilmektedir. Araştırmacılar, zorunlu olarak daha çok dijital kaynaklara yönelmiş; ancak tezlerin niteliği ve niceliğinde bir düşüş yaşanmıştır.

Yıllara göre dağılım aynı zamanda akademik ilginin sürekliliğini de göstermektedir. Her ne kadar dalgalanmalar olsa da 2010’lu yıl­lardan itibaren düzenli bir şekilde tezlerin üretilmeye devam ettiği görülmektedir. Bu durum, Mevlânâ’nın güncel akademik dünyada­ki kalıcı ilgisini ve disiplinlerüstü önemini teyit etmektedir. Ayrıca, tez sayılarındaki artış ve azalışların belirli toplumsal olaylarla para­lellik göstermesi, kültürel figürlerin akademik araştırmalardaki görünürlüğünün yalnızca bilimsel meraktan değil, aynı zamanda sosyo-kültürel bağlamlardan da beslendiğini ortaya koymaktadır.

Çalışmaların Alanlara Göre Dağılımı

Mevlânâ üzerine hazırlanan lisansüstü tezlerin alanlara göre da­ğılımı, onun çok yönlü kişiliğinin akademik dünyada farklı boyutla­rıyla ele alındığını göstermektedir. Ancak veriler, belirli alanların baskınlığını ortaya koyarken bazı alanlarda sınırlı sayıda çalışma yapıldığı görülmektedir. Bu durum hem Mevlânâ’nın akademide nasıl algılandığını hem de hangi yönlerinin daha çok ön plana çıka­rıldığını anlamak açısından önemlidir.

Grafik 3- Alanlara Göre Lisansüstü Tezlerin Dağılımı

Din ve Felsefe Alanlarındaki Çalışmalar

Tezlerin büyük çoğunluğu Din (35 tez) ve Felsefe (23 tez) alanla­rında yoğunlaşmaktadır. Bu oran, Mevlânâ’nın öncelikli olarak mu­tasavvıf ve düşünür kimliğiyle ele alındığını göstermektedir. Din alanındaki tezlerde genellikle Mevlânâ’nın tasavvuf anlayışı, insan ve Tanrı ilişkisine dair görüşleri, ahlâk anlayışı ve İslam düşüncesi içerisindeki yeri incelenmektedir. Bu bağlamda Mevlânâ’nın eserle­ri, klasik tasavvuf literatürüyle karşılaştırılmakta ve İslamî ilimler perspektifinden yorumlanmaktadır.

Felsefe alanındaki çalışmalar ise Mevlânâ’nın düşünce dünyasını metafizik, epistemoloji, ontoloji ve ahlâk felsefesi gibi konular çer­çevesinde değerlendirmektedir. Örneğin, varlık anlayışı, aşkın bil­giye ulaşma yolları, insanın ontolojik konumu ve özgür irade mese­leleri bu çalışmalarda öne çıkan başlıklardır. Bu tür araştırmalar, Mevlânâ’nın yalnızca bir sûfî değil, aynı zamanda felsefî derinliği olan bir düşünür olarak da konumlandırılmasına katkı sağlamaktadır.

Türk Dili ve Edebiyatı Alanındaki Çalışmalar

Türk Dili ve Edebiyatı alanında hazırlanan 18 tez, Mevlânâ’nın edebî yönünü ortaya koymaktadır. Bu tezlerde özellikle Mesnevî’nin edebî yapısı, dil ve üslup özellikleri, sembolik anlatımı ve Divan edebiyatı ile ilişkisi üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, Mevlânâ’nın şiirlerindeki temalar, tasavvufî kavramların şiir dili aracılığıyla ak­tarımı ve edebî sanatların kullanımı da bu araştırmaların temel ince­leme konularındandır.

Bu bağlamda, edebiyat alanındaki tezler Mevlânâ’nın yalnızca düşünür kimliğine değil, aynı zamanda şair kişiliğine de dikkat çekmekte; onu klasik Türk şiir geleneği içerisinde özgün bir konuma yerleştirmektedir.

Eğitim Alanındaki Çalışmalar

Eğitim alanında hazırlanan 11 tez, Mevlânâ’nın değerler eğitimi ve karakter eğitimi konularına katkılarını incelemektedir. Bu tezler­de Mevlânâ’nın eserlerindeki ahlâkî ilkeler, insan sevgisi, hoşgörü anlayışı ve eğitim felsefesi ele alınarak günümüz pedagojisine nasıl katkı sunabileceği tartışılmaktadır. Özellikle çağdaş eğitimde önem verilen değerler eğitimi perspektifiyle Mevlânâ’nın fikirlerinin bir­leştirilmesi, bu alanda dikkate değer bir yaklaşım olarak öne çık­maktadır.

Doğu Dilleri ve Edebiyatı ile Tarih Alanlarındaki Çalışmalar

Doğu Dilleri ve Edebiyatı (7 tez) ve Tarih (7 tez) alanlarında ya­pılan çalışmalar, Mevlânâ’nın yaşadığı dönemin sosyo-kültürel bağlamını ve farklı dillerdeki Mevlânâ tercümelerini ele almaktadır. Bu çalışmalar, Mevlânâ’nın yalnızca Türk-İslam dünyasında değil, Farsça edebiyat ve diğer kültürler bağlamında da incelenmesi ge­rektiğini göstermektedir. Ayrıca tarih alanındaki araştırmalar, Mevlânâ’nın Selçuklu dönemi siyasal yapısı, dönemin kültürel ha­yatı ve diğer mutasavvıflarla ilişkileri bağlamında değerlendirilme­sine katkı sunmaktadır.

Sosyal Bilimler ve Diğer Alanlardaki Çalışmalar

Sosyoloji (5 tez), Dilbilim (3 tez), Halk Bilimi (3 tez), İletişim Bi­limleri (3 tez), Müzik (3 tez) ve Psikoloji (2 tez) gibi alanlarda yapı­lan çalışmalar, Mevlânâ’nın evrensel ve çok yönlü kimliğinin sosyal bilimlerde de karşılık bulduğunu göstermektedir. Örneğin, sosyoloji alanındaki tezlerde Mevlânâ’nın toplumsal barış ve hoşgörü anlayı­şı ele alınırken, psikoloji alanındaki çalışmalar onun insan ruhuna dair görüşlerini çağdaş psikolojik kuramlarla ilişkilendirmektedir. Müzik alanındaki tezlerde ise Mevlevî ayinleri, musiki anlayışı ve ritüeller incelenmiştir.

Bunun yanı sıra Gastronomi, İşletme ve Arkeometri gibi daha spesifik alanlarda hazırlanan tekil tezler, Mevlânâ’nın yalnızca kla­sik disiplinlerde değil, modern araştırma alanlarında da referans noktası olabileceğini göstermektedir. Bu durum, Mevlânâ’nın mira­sının çok boyutlu ve disiplinler arası niteliğini ortaya koymaktadır.

Mevlânâ Üzerine Yapılan Lisansüstü Çalışmaların Bütüncül Değerlendirilmesi

Mevlânâ hakkında yapılan çalışmalar, dinden edebiyata, müzik­ten psikolojiye, dilbilimden felsefeye değin çeşitlilik arz etmektedir. Her alan Mevlânâ’ya kendi perspektifinden bakmaya çalışsa da irdelenen Mevlânâ ve düşünceleri olmuştur. Mevlânâ Üzerine yapı­lan lisansüstü çalışmaları değerlendirdiğimizde tespit edilen eksik­likler ve çözüm önerileri aşağıda verilmiştir.

  1. Metodolojik ve Akademik Eksiklikler

Mevlânâ üzerine yapılan lisansüstü tezlerin metodolojik açıdan değerlendirilmesi, bu çalışmaların büyük ölçüde betimleyici bir niteliğe sahip olduğunu göstermektedir. Araştırmaların önemli bir kısmı, Mevlânâ’nın eserlerinden seçilmiş temaların analizine, onun düşünce dünyasının açıklanmasına veya edebî üslubunun incelen­mesine dayanmaktadır. Bu durum, akademik ilginin güçlü olduğu­nu göstermekle birlikte, teorik ve metodolojik çeşitliliğin sınırlı kal­dığına işaret etmektedir.

  1. Betimleyici Yaklaşımların Baskınlığı

Özellikle yüksek lisans tezlerinde, nitel araştırma yöntemlerinin en basit biçimi olan metin çözümlemeleri ve literatür taramaları yoğun biçimde kullanılmaktadır. Çalışmaların çoğu, belirli kavram­ların (aşk, insan, Tanrı, hoşgörü) Mevlânâ’nın eserlerindeki yeri ve anlamı üzerinden yürütülmektedir. Bu yaklaşım, değerli olmakla birlikte, mevcut literatürdeki tekrarları artırmakta ve yeni teorik açılımlar üretmekte yetersiz kalmaktadır.

Betimleyici yaklaşımın baskınlığı, doktora tezlerinin sınırlı sayı­da olmasından da kaynaklanmaktadır. Zira doktora düzeyindeki çalışmalar genellikle daha gelişmiş metodolojik araçlar kullanarak eleştirel ve karşılaştırmalı perspektifler sunmaktadır. Ancak doktora tezlerinin azlığı, metodolojik yeniliklerin de sınırlı kalmasına yol açmıştır.

  1. Modern Yöntemlerin Kullanımındaki Eksiklikler

Çalışmalarda modern sosyal bilim yöntemlerinin yeterince kul­lanılmadığı görülmektedir. Oysa Mevlânâ’nın eserleri, çağdaş yön­temlerle incelendiğinde farklı anlam katmanları ortaya çıkabilir. Örneğin:

Söylem Analizi: Fairclough’un eleştirel söylem analizi yaklaşı­mı, Mevlânâ’nın dil kullanımını toplumsal iktidar ilişkileri, kültürel normlar ve değerler bağlamında incelemeye imkân verebilir. Bu yöntem, Mevlânâ’nın metinlerindeki güç, otorite ve toplumsal dü­zen temalarının yeniden yorumlanmasına katkı sağlayabilir (Şah, 2020, 212).

Hermeneutik Yaklaşımlar: Ricoeur’ün hermeneutik yöntemi, Mevlânâ’nın sembolik anlatımını ve metaforik dilini çözümlemek için etkili bir araç olabilir. Özellikle Mesnevî’deki çok katmanlı sem­bollerin derin anlamlarını açığa çıkarmada hermeneutik yaklaşımın verimli olacağı açıktır (Fırıncıoğulları, 2016, 39-42).

Karşılaştırmalı Çalışmalar: Mevlânâ’nın düşüncelerinin Batı fel­sefesi, modern psikoloji veya çağdaş eğitim teorileriyle karşılaştı­rılması, hem Doğu-Batı entelektüel etkileşimini hem de Mevlânâ’nın evrensel yönünü daha görünür kılabilir.

Dijital Çalışmalar: Mevlânâ’nın eserlerinin dijital ortamda ana­liz edilmesi, kelime sıklığı, tema dağılımları ve metinler arası ilişki­ler açısından özgün bulgular sunabilir.

  1. Güncel Konularla Bağlantı Eksikliği

Mevlânâ üzerine yapılan çalışmaların önemli bir eksikliği, onun düşüncelerinin güncel sosyal, kültürel ve psikolojik sorunlarla yete­rince ilişkilendirilmemesidir. Örneğin, Mevlânâ’nın insan sevgisi ve hoşgörü anlayışının günümüz toplumsal çatışmalarının çözümünde nasıl kullanılabileceği, kültürlerarası iletişimde nasıl bir katkı suna­bileceği veya modern psikoloji bağlamında bireysel iyilik hâline nasıl etki edebileceği üzerine daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır

Öneriler:

Bu eksiklikler ışığında Mevlânâ çalışmalarında şunlar önerilebi­lir:

  1. Eleştirel Yaklaşımların Artırılması: Çalışmalar yalnızca Mevlânâ’nın düşüncelerini açıklamakla sınırlı kalmamalı, aynı za­manda bu düşüncelerin eleştirel bir şekilde sorgulanmasına da odaklanmalıdır.
  2. Disiplinlerarası Çalışmaların Teşviki: Sosyoloji, psikoloji, eğitim bilimleri, iletişim ve kültürel çalışmalar gibi alanların yön­temleriyle Mevlânâ’nın eserlerinin yorumlanması, yeni akademik katkılar sağlayacaktır.
  3. Çağdaş Teorilerle Bütünleştirme: Hermeneutik, söylem analizi, toplumsal cinsiyet çalışmaları ve modern etik teorileri gibi çerçeveler, Mevlânâ’nın eserlerini yeniden anlamlandırmak için kullanılabilir.

Uygulamalı Araştırmalar: Mevlânâ’nın düşüncelerinin günü­müz eğitim programlarına, terapi yöntemlerine ve hoşgörüyü yay­gınlaştırma çalışmalarına nasıl entegre edilebileceğini gösteren uy­gulamalı araştırmalar yapılmalıdır.

Sonuç

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî üzerine yapılan lisansüstü tezlerin istatistiksel ve içeriksel analizi, bu alandaki akademik ilginin güçlü olduğunu ancak belirli sınırlılıklar barındırdığını ortaya koymakta­dır. Öncelikle, tezlerin büyük çoğunluğunun yüksek lisans düze­yinde (%86) hazırlanmış olması, Mevlânâ’ya yönelik yoğun bir aka­demik merakın göstergesi olmakla birlikte, doktora düzeyinde yapı­lan araştırmaların azlığı (%14), metodolojik ve teorik çeşitliliğin sınırlı kaldığını işaret etmektedir. Bu durum, alanın derinlemesine incelemelerden ziyade daha çok betimleyici ve yorumlayıcı araştır­malarla temsil edildiğini göstermektedir.

Yıllara göre dağılım incelendiğinde; 2020 sonrası dönemde COVID-19 pandemisinin etkisiyle tez sayısında gözle görülür bir düşüş yaşanmıştır. Bu dalgalanmalar, akademik üretimin yalnızca bilimsel motivasyonlarla değil, aynı zamanda toplumsal, kültürel ve küresel gelişmelerle de şekillendiğini ortaya koymaktadır. Akade­mik üretimin sosyo-kültürel bağlamlarla bu kadar iç içe olması, Mevlânâ araştırmalarının yalnızca tarihî veya bireysel bir ilgi alanı değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel reflekslerin de bir ürünü olduğunu göstermektedir.

Disiplinler arası dağılımda Din ve Felsefe alanlarının baskınlığı, Mevlânâ’nın öncelikli olarak mutasavvıf ve düşünür kimliğiyle incelendiğini ortaya koymaktadır. Türk Dili ve Edebiyatı alanındaki tezler, onun edebî yönünü ön plana çıkarırken; Eğitim alanındaki çalışmalar, değerler eğitimi ve pedagojik katkılarına işaret etmekte­dir. Bunun yanında sosyoloji, psikoloji, müzik, halk bilimi ve ileti­şim gibi alanlardaki sınırlı sayıdaki tezler, Mevlânâ’nın farklı disip­linlerde de incelenebileceğini göstermektedir. Ancak bu alanlardaki eksiklik, Mevlânâ’nın çağdaş sosyal bilimler perspektifinden yete­rince ele alınmadığını ortaya koymaktadır.

Metodolojik açıdan bakıldığında, mevcut çalışmaların önemli bir kısmının betimleyici düzeyde kaldığı; söylem analizi, hermeneutik, kültürel çalışmalar, karşılaştırmalı incelemeler ve dijital beşerî bi­limler gibi çağdaş yöntemlerin yeterince kullanılmadığı görülmek­tedir. Bu eksiklik, alanın akademik derinliğini sınırlamakta; ancak aynı zamanda gelecekteki araştırmalar için geniş bir potansiyel alan sunmaktadır. Özellikle doktora düzeyinde yapılacak araştırmaların artırılması, Mevlânâ çalışmalarına metodolojik çeşitlilik ve teorik zenginlik kazandıracaktır.

Mevlânâ üzerine yapılan çalışmaların sadece geçmişe dönük bir akademik ilgi olarak kalmaması; aynı zamanda çağdaş sorunlara çözüm sunabilecek, disiplinlerarası katkılar sağlayabilecek bir araş­tırma alanı haline gelmesi beklenmektedir. Böylelikle Mevlânâ’nın evrensel öğretileri hem tarihsel hem de çağdaş bağlamda akademik dünyada kalıcı bir etki yaratmaya devam edecektir.

 

Kaynakça

Arpaguş, İ. Mevlânâ’nın Düşünce Dünyasında İnsan. İstanbul: İnsan Yayınları, 2007.

Balcı, Musa. Dîvân-ı Kebîr’de Poetik Yapı ve Tasavvufî Anlam. İstanbul: Kitabevi Yayınları, 2024.

Can, Şefik. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ve Mesnevî’sinden Seçmeler. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 1997.

Eflâkî, Ahmed. Ariflerin Menkıbeleri (Menâkıbü’l-Ârifîn). çev. T. Olgun. Anka­ra: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1989

Fırıncıoğulları, Sevra. “Sosyal Bilimler ve Hermeneutik Üzerine Kısa Bir Değerlendirme”. Sosyoloji Dergisi, 33 (2016), 37-48.

Gölpınarlı, Abdülbaki. Mevlânâ Celâleddîn. İstanbul: İnkılâp Kitabevi, 1984.

Gölpınarlı, Abdülbaki. Mesnevî Tercümesi ve Şerhi (6 cilt). İstanbul: İnkılâp Kitabevi, 1985.

Gölpınarlı, Abdülbaki. Mevlânâ ve Mevlevîlik. İstanbul: İnkılâp Kitabevi, 1985.

Güngör, Özlem. “İsmâil Rüsûhî-yi Ankaravî’nin Mesnevî Şerhi’nin Altıncı Cildinde Kullandığı Kaynaklar ve Folklorik-Kültürel Unsurlar”. Marifetname 8/1 (2021), 277-311.

https://doi.org/10.47425/marifetname.v8i62834.890746.

Kılıç, Müzahir. Mevlânâ’nın Düşünce Dünyası. İstanbul: İnsan Yayınları, 2005.

Kılıç, Müzahir. Fîhi Mâ Fîh Üzerine Bir İnceleme. İstanbul: İnsan Yayınları, 2007.

Lewis, Franklin. D. Rumi: Past and Present, East and West. Oxford: Oneworld Publications, 2008.

Ocak, Ahmet Yaşar. Türk Sufiliğine Bakışlar. İstanbul: İletişim Yayınları, 2016.

Öngören, Reşat. “Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 29 (2004), 441–448.

https://islamansiklopedisi.org.tr/mevlana-celaleddin-i-rumi

Öztürk, M. Mevlânâ’nın Düşüncesinde Hoşgörü ve Dinlerarası Diyalog. İstan­bul: Rağbet Yayınları, 2015.

Schimmel, Annemarie. The Triumphal Sun: A Study of the Works of Jalaloddin Rumi. Albany: SUNY Press. 1980.

Schimmel, Annemarie. İslam’ın Mistik Boyutları. çev. E. Erdil. İstanbul: Ka- balcı Yayınları, 2001.

Schimmel, Annemarie. Ben Rüzgârım Sen Ateş: Mevlânâ’nın Hayatı, Düşüncesi ve Şiirleri. çev. S. Yalçın). İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2012.

Sipehsâlâr, B. H. M. Risâle-i Sipehsâlâr: Mevlânâ’nın Hayatı ve Eserleri Hakkın­da İlk Kaynak (M. Gölpınarlı, Haz.). Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1977.

Şah, Umut. “Eleştirel Söylem Analizi: Temel Yaklaşımlar”. Kültür Araştırma­ları Dergisi, 7 (2020), 210–231. https://doi.org/10.46250/kulturder.819362.

Şimşekler, Nuri. “Mevlânâ’nın Eserleri ile İlgili Yabancı Dilde Yapılan Ça­lışmalar (1973-2005)”, Mevlânâ Araştırmaları-1, 159-212. Ankara: Akçağ Yayınları, 2007.

Vuraler, Gülsen. Coleman Barks’ın Mevlâna Mesnevisi Uyarlamaları ve Çeviri Etiği. Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çeviribilim Anabilim Dalı, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, 2016.

Yılmaz, Arzu. “2007 Unesco Mevlânâ’yı Anma Yılında Mevlânâ Ve Mev­levîlik İle İlgili Yayımlanmış Türkçe Eserler Bibliyografyası” Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi/Journal of Faculty of Letters, 27 (2012), 225-240.

 

[*] Doç. Dr., Manisa Celal Bayar Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Manisa / Türkiye

[email protected], ORCID: 0000-0002-8865-1240.

[†] Ass. Prof., Manisa Celal Bayar University, Faculty of Humanities and Social Scien- ces, Turkish Language And Literature. Manisa / Türkiye [email protected], ORCID: 0000-0002-8865-1240.