2007 MEVLÂNA YILINA GİRERKEN – Mustafa İSEN

2007 MEVLÂNA YILINA GİRERKEN

Prof. Dr. Mustafa İSEN

(T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı )

Mevlâna, yaşadığı çağdan başlayarak Osmanlı kültürü ve uygarlığı içinde ağırlıklı olarak yer edinmiş bir isimdir. Mevlâna”nın bugüne kadar geniş kitleleri etkilemesi, şüphesiz onun fikir özgürlüğüyle alakalıdır. Ama Mevlâna”dan sonra başlayarak Mevlevîlik düşüncesinin kurumsallaşması da Mevlâna”nın bugüne kadar geniş kitleleri etkilemesinde etkili olmuştur. Bizim kültürümüzde Ahilik gibi Horasan erenlerinin getirdiği başka faaliyetler de vardır. Onlarda bu toprakların Türkleştirilmesi ve Müslümanlaştırılmasında katkıda bulundular, ama yola çıkıp denize ulaşamadan kaybolan ırmaklar misali bir noktada kayboldular. Mevlevîlik ise güçlenerek devam etti.

  1. yüzyıla geldiğimizde ise Mevlâna ve Mevlevilik kültürü tüm dünyada ilgi ile takip edilen bir öğreti sistemi haline geldi. Amerika”da, “20 soruda Mevlâna, Mevlâna nasıl öğretilmeli?” gibi kitapçıklar basılmaya başlandı. Bu öğreti sistemi günümüzde en modern anlamdaki yapılaşmalar içinde kendine yer bulmaya başladı. Mevlâna da, yaşam felsefesi ve eserleriyle artık kesinlikle bir marka haline geldi. Bu markadan yerel düzeyde Konya ve geniş düzeyde Türkiye en geniş şekilde yararlanma gayreti için-de olmalıdır. Mevlâna”nın dünyaya tanıtılması noktasında önemli mesafeler kaydettik; ancak bu yeterli olmamakla birlikte bu çalışmaların daha da artırılması gerekmektedir. Geçen yıl bazı sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalarımız neticesinde de, Mevlevîlik kültürünün UNESCO tarafından “Somut Olmayan Dünya Kültürel Mirası Listesi” ne alınması kabul edilmiştir.

UNESCO”nun 2007 Yılını Mevlâna Yılı ilan etmesi Türkiye”nin tanıtımına birçok katkı sağlayacak olup, Mevlâna”nın konumundan istifade ederek Türkiye”yi; Türkiye”nin de konumundan istifa ederek Mevlâna Celâleddin-i Rumi”yi tanıtacağız. 2007 yılı içinde gerçekleştirilecek etkinliklerde Türkiye “Mevlâna” ortak paydasında medeniyetler ittifakının geliştirilmesinde de önemli bir misyon üstlenmiştir.
2007 yılında Mevlâna Celâleddin-i Rumi”nin 800. doğum yıldönümü etkinliklerine ilk olarak Saraybosna”dan başlayacağız. Bunun nedeni de Mevlâna”nın düşüncelerinin çevresine dalga dalga yayılmaya başladığı alanlardan birisi Osmanlı coğrafyasının en önemli alanlarından birisi olan Bosna Hersek”tir. Balkanlar”da Mevlevîlik kültürü çok önemli yayılma alanıdır ve buralarda Mevlevihaneler ve kuruluşlar teşekkül etmektedir. Ayrıca yıl boyunca 20″ye yakın ülkede çeşitli etkinlikler gerçekleştirerek hem Mevlâna”yı, hem de ülkemiz kültürünü tanıtma fırsatı bulacağız.
Her zaman olduğu gibi 2007 Dünya Mevlâna Yılını da fırsat bilerek Mevlâna”yı kalıplaştırmadan yeniden üreterek ve bir anlamda yeni Mevlânalar yetiştirilmesine fırsatlar hazırlayıp Mevlâna”nın anılması gerekmektedir. Mevlâna”ya, insanlığı temel alan evrensel görüşleri nedeniyle bütün dünya ilgi göstermektedir. Mevlâna”ya bu denli ilgi gösterilmesinde, onun bilge kişiliğini büyük rol oynamaktadır. Onun bilge kişi konumu kendi çağında pek çok sorunu aydınlatmaya yettiği gibi, bugün de benzer bir biçimde insanlığı aydınlatmaya devam etmektedir. Mevlâna özü itibariyle hoşgörüyü ve birlikte yaşamayı öngören bir bilgedir. Ama burada bir hususa dikkat etmek gerekmektedir. Hatırlayalım onun sözlerini; “Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım” diyen ifadelerini bir kez daha analım. Onu dondurmadan, onu kalıplaştırmadan pek çok mesele yaptığımız gibi onu şekle dönüştürmeden analım. Böylelikle onun öğretileri bizde yeniden biçimlenmiş olacak; ve umuyorum ki onun beklentisi de bu doğrultudadır.
Türkler toplum olarak kendi ülkesi dışında yaşayan gruplar arasında nüfus çokluğu açısından dünyada beşinci altıncı sırada gelmektedir ve bu büyük bir güçtür. Ancak bu güç çeşitli nedenlerle bugüne kadar gerektiği gibi kullanılamamıştır. Bundan böyle bu güç Mevlâna gibi birtakım küresel sıkıntıları aşmış kişiler etrafında yeniden yapılanarak gerçekleştirilebilecek ve bu güç hem Türkiye hem de insanlık adına birtakım doğru işlerin yapılması için kullanılabilecektir. Bu bakımdan Mevlâna bizim için bir isim, bir yol gösterici olabilir. Yurt dışındaki Türk toplumunun en azından Mevlâna gibi isimler etrafında bir araya gelebilen kişilerle artık bu bilince ulaştığını ve bunun çok önemli bir gelişme olduğunu kabul etmeliyiz.
Mevlâna ve kendisinden sonra oluşturulan Mevlevilik Yolu”nun kültür ve edebiyatımızda önemli bir etkiye sahip olduğu herkesçe bilinmektedir.
Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırma ve Uygulama Merkezi (SÜMAM) tarafından 2007 yılının eşiğinde organize edilen “Türk Kültürü, Edebiyatı ve Sanatında Mevlâna ve Mevlevîlik” konulu Ulusal Sempozyumda bu etkinin bilimsel çalışmalar ışığında ortaya çıkması açısından oldukça önemlidir.
Bu vesile ile Selçuk Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Süleyman OKUDAN nezdinde Sempozyumu düzenleyen SÜMAM yetkililerine, Düzenleme Kuruluna, değerli araştırmalarıyla katkıda bulunan bilim adamlarına teşekkür ediyor, Sempozyumun başarılı geçmesi temennilerimle hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum.